Atıksu

Atıksu Nedir?

Evsel, endüstriyel, tarımsal ve diğer kullanımlar sonucunda kirlenmiş veya özellikleri kısmen ya da tamamen değişmiş sulara atıksu denilmektedir. Evsel, endüstriyel, tarımsal ve diğer kullanımlar sonucunda kirlenmiş sular dışında, maden ocakları ve cevher hazırlama tesislerinden kaynaklanan sular ve yapılaşmış kaplamalı ve kaplamasız şehir bölgelerinden cadde, otopark ve benzeri alanlardan yağışların yüzey veya yüzey altı akışa dönüşmesi sonucunda gelen suların tamamı atıksu olarak tanımlanmaktadır.

evsel atıksu

Atıksu Türleri

Evsel Atıksu

Genel anlamda insanların yerleşim bölgelerinde, günlük yaşam faaliyetlerinin gerçekleştirdiği okul, hastane, otel gibi hizmet sektörlerinden kaynaklanan atıksulardır. Evsel sular gri su ve siyah su olmak üzere iki akımda değerlendirilmektedir.

Siyah Su

Genellikle duştan, banyodan, lavabodan, çamaşır ve bulaşık makinelerinden gelen hariç geriye kalan tuvalet suları siyah su olarak tanımlanmaktadır.

Gri Su

Tuvalet sularının dışında kalan tüm atıksuları içermekte, atık su çeşitleri içerisinde kirlilik yönünden en düşük seviyede bulunan ve en az kirletici içeren atıksudur. Bu suyun başlıca kaynakları, mutfak atıksuları, banyo, lavabo ve çeşitli yıkama sularıdır.

%75’lik pay ile hacimsel olarak evsel atıksuyun en büyük yüzdesini oluşturan gri suda patojen bulunma olasılığı düşük olup, nütrientler açısından da fazlaca zengin değildir. atıksu içerisinde de yer alan azot kirletme etkisi en ciddi ve içme suyundan en zor temizlenen maddedir. Atik suda bulunan Azotun %90'i siyah sudan gelmekte ve gri suda ise, siyah sudan çok daha az miktarda azot bulunmaktadır. Bundan dolayı gri su, siyah sudan daha kolay ayrışır ve daha kısa sürede temizlenir.

Endüstriyel atıksu

Endüstriyel Atıksu

Herhangi bir ticari ya da endüstriyel faaliyetin yürütüldüğü alanlardan, evsel atık su ve yağmur suyu dışında deşarj edilen atıksulardır. Endüstriyel atıksular başlıca 3 gruptan oluşur.

Soğutma Suyu

Bu sular genellikle temizdir. Yarattıkları en önemli etki su sıcaklığını arttırmalarıdır. Verildikleri ortamın su sıcaklığına 1-2℃’den fazla değiştirilmesi durumunda soğutma, deşarjın uzatılması ve daha derine verilmesi gibi önemler alınır. Sıcaklığın yükselmesi ile iki problem ortaya çıkabilir: Oksijenin sudaki çözünürlüğü azalır ve biyolojik faaliyet hızlanarak atıksuda oksijen azalması meydana gelir.

Temizlik İşlemlerinde Oluşan Atıksu

%10’u zemin yıkamadan ve musluklardan, %90’ı banyo ve tuvaletlerden gelir. Kanalizasyon boyutlandırması yapılırken bu tip suların miktarı hesaplanarak dikkate alınmalıdır.

Endüstriyel Üretimde Prosesten Gelen Atıksu

Üretim esnasında oluşan atıksu proses atıksuyu olarak nitelendirilir. Proses atıksuyu çeşitli hammaddeleri, ara madde atıklarına ve mamul madde atıklarını içerir. Yıkama suları prosesteki yıkama işlemlerinden gelir. Proses suları üretim türüne göre inorganik ve organik atık maddeleri içermektedir.

Endüstriyel atıksuların sektörlere göre deşarj limitleri Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği ’nde belirtilmiştir. Bu limitler aşağıda belirtilen sektörlere göre ayrı ayrı belirtilmiştir;

  1. Gıda Sanayii
  2. İçki Sanayii
  3. Maden Sanayii
  4. Cam Sanayii
  5. Kömür Hazırlama, İşleme ve Enerji Üretme Tesisleri
  6. Tekstil Sanayii
  7. Petrol Sanayii
  8. Selüloz, Kağıt, Karton ve Benzeri Sanayiler
  9. Kimya Sanayii
  10. Metal Sanayii
  11. Ağaç Mamülleri ve Mobilya Sanayii
  12. Seri Makina İmalatı, Elektrik Makinaları Ve Techizatı, Yedek Parça Sanayii
  13. Taşıt Fabrikaları ve Tamirhaneleri
  14. Karışık Endüstriyel Atıksular
  15. Endüstriyel Nitelikli Diğer Atıksuların

atıksuyun çevreye etkileri

Atıksuyun Çevreye Etkileri

Su kirliliğine etki eden başlıca etmenler sanayileşme, şehirleşme, nüfus artışı, zirai faaliyetlerdir. Bu etmenler sonucunda suların kirlenmesi ile kolera, tifo, dizanteri, hepatit, ishal, çocuk felci, sıtma gibi hastalıklar insanlara bulaşmaktadır. Bütün dünyada ve ülkemizde su kaynaklarına olan ihtiyaca paralel olarak sınırlı olan bu kaynaklar üzerindeki kirlilik giderek artmaktadır.

Gerek atıksuların gerekse zirai gübrelerin kuyu sularına bulaşması sonucu amonyak ve nitrit gibi kimyasal maddelerin konsantrasyonu artmakta ve bu durum insan sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca yeraltı sularına ulaşan tarımsal ilaçlardan meydana gelen zehirlenmeler de ölümlere yol açabilmektedir.

Atıksulardaki kimyasal maddeler ve organik bileşikler suda çözünmüş olan oksijenin miktarının azalmasına sebep olur. Bu da suda yaşayan bitki ve hayvanların ölüm oranlarını artırmaktadır. Bu da suda yaşayan canlı organizmaların ve bu suların kullanıldığı çevrelerin doğal dengesini bozar. Bu tür sular daha koyu renge ve pis kokuya sahiptirler. Hatta bazı göller veya derelerde aşırı kirlenme sonucu canlı yaşamı sona ermiş ve içerisinde atıklardan meydana gelen adacıklar oluşmuştur.

Çiftçiler tarafından kullanılan gübreler, yağmur gibi etkenlerle yeraltı ve yerüstü sularına karışmaktadır. Yüksek oranda nitrat ve fosfat içeren gübreler suya karıştığında suda yosunların daha fazla üremesini sağlar bu da yosunların diğer canlılardan daha fazla oksijen kullanmasına sebep olur ve diğer canlıları tehdit eder.

Hayvanların su kirliliğinden etkilenmesi, beslenme sırasında aldıkları kirletici maddelerden, su canlılarının ise hem beslenme hem de içinde yaşadıkları su ortamında kirlenmeye bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Kirli suların hayvanlar tarafından içilmesi, kimyasal madde karışmış sularla yem bitkilerinin sulanması ve yetiştirilen bu bitkilerin hayvanlara yedirilmesi hastalık yapıcı mikroorganizmalar ve zararlı kimyasalların beslenme yolu ile hayvan vücuduna geçmesine neden olur. Kirli sulardan hastalık kapmış ya da kirli sulardaki kimyasalları vücutlarına almış olan bu hayvanların et, süt ve yumurtalarının insanlar tarafından tüketilmesi ise dolaylı olarak insanları etkilemektedir. Su kirliliği uzun vadede, canlıların yaşamında ve dağılımında değişikliğe yol açar. Özellikle su canlılarının bazılarının sayısı azalırken, kirleticilere dirençli başka canlılar sayıca artış gösterir. Sulardaki kimyasal kirliliğe bağlı olarak pek çok su canlısı yok olma tehlikesindedir.

Çeşitli nedenlere kirlenen toprağın yağışla birlikte toprak altına sızan suların bitkiler tarafından kökleri ile topraktan almasıyla bitkilere zarar vermektedir. Bitkilerin kökleri ile topraktan aldıkları bu zararlı maddeler ile hem fiziksel hem de kimyasal olarak kirlenmeleri verimin düşmesine zaman içerisinde de bitkilerin kurumasına neden olmaktadır.

Evsel ve sanayi atıkları genellikle akarsulara boşaltılmaktadır. Kirlenen bu suların çoğu zaman tarımsal alanlarda kullanılması toprağın kirlenmesine neden olmaktadır. Kirli suların içinde bulunan zararlı maddeler toprağın kimyasal yapısını ve biyolojik koşullarını olumsuz yönde etkileyerek ürünlerde kalite ve verimin düşmesine, zaman içerisinde bu toprakların çoraklaşmasına sebep olmaktadır.

atıksu analiz ve ölçüm

Atıksu Analiz Parametreleri

Tüm sektörler için etkili olan analiz ve ölçüm parametrelerine Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği ile ulaşabilirsiniz. Bu analiz ve ölçüm parametrelerinden bazılarının önemi ve tanımı aşağıda verilmiştir;

BOİ

Bu deney; atıksuların içerdiği organik atıkların oksidasyonu için gereken oksijen ihtiyacını belirlemek üzere kullanılır. BOİ, sudaki kirlilik yükünün genel bir göstergesidir. Bu test, ayrıca, hem biyolojik olarak arıtılabilirlik kapasitesini belirlemeye hem de bir arıtma tesisinin ne ölçüde başarılı olduğunu öğrenmeye yarayan önemli bir biyoanaliz yöntemidir.

KOİ

Atıksularda bulunan oksidasyona uygun maddelerin, kimyasal yollardan oksitlenmeleri için gerekli olan oksijen miktarıdır. Evsel ve endüstriyel atıksuların (özellikle endüstriyel) kirlilik derecesini belirlemede kullanılan en önemli parametrelerden biri kimyasal oksijen ihtiyacıdır. BOI’ den farklı olarak organik maddenin biyokimyasal reaksiyonlarla değil, redoks reaksiyonlarıyla oksitlenmesi esasına dayanır.

Daha ayrıntılı bilgi için BOİ ve KOİ Parametreleri Nedir Ne Değildir? yazımıza bakın.

AKM

Evsel atıksuların kirlilik derecesini ve arıtma tesislerinin verimini belirlemede önemli bir parametredir. Kullanılmış suda filtre üstünde kalan maddelerin kurutulup tartılmasıyla bulunur. Nehir kirlenmesi kontrol çalışmalarında, tüm askıda katı maddeler çökebilir madde olarak dikkate alınır. Çünkü askıda katılar da zamanla nehir içinde biyolojik ve kimyasal birikime yol açarlar.

pH

pH bir çözeltinin asit ya da baz olma durumunun şiddetini gösteren bir terimdir. Çevre mühendisliğindeki birçok proseste çok önemli bir yere sahiptir. Kimyasal işlemlerde çökelebilirliğe etki ederken, biyolojik işlemlerde organizma aktivitesini etkiler.

Ağır Metaller

Atıksuların inorganik kirlenmesine yol açan ağır metaller ve bileşikleri canlıları önemli çevresel toksik etkiler altında bırakmaktadır. Ağır metallerin başında arsenik, kurşun, çinko, bakır, siyanür gibi elementler gelmektedir. Bunların her birinin ayrı birer tayin yöntemi vardır.

atıksu analizi labaratuar beher

Yağ ve Gres

Büyük ölçüde hayvansal ve bitkisel yağlardan ve petrol kaynaklı hidrokarbonlardan meydana gelmektedir. Çeşitli evsel ve endüstriyel atıksularda yağ ve gres bulunması sonucu, yağ ve gresin kanalizasyon borularına tutunarak taşıma kapasitesi üzerine yarattığı olumsuz etki sebebiyle, bu tür atıksuların alıcı ortama ya da kanalizasyon sistemine deşarjı için bazı standartlar konulmuştur. Yüksek miktarlarda yağ ve gres içeren endüstriyel atık suların arıtılması sırasında, aerobik ve anaerobik biyolojik arıtma verimleri düşmekte ve köpük problemi oluşmaktadır. Dolayısıyla, bu tip atıksuların evsel kanalizasyon sistemlerine verilmesi sakıncalıdır. Yağ ve gres içeren çamurların da vakum filtrasyonu oldukça güçtür. Ayrıca, yağ ve gres alıcı ortamlara desarj edildiğinde yüzeyde film tabakası oluşturmakta ve kıyı şeridinde birikmektedir. Sıvı numuneler için 3 yöntem mevcuttur: Partisyon Gravimetrik Metodu, Partisyon İnfrared Metodu, Soxhlet Metodu. Çamur numunelerinin analizinde ise Soxhlet metodunun modifikasyonu olan "Çamur Numunelerinin Ekstraksiyonu Metodu" kullanılmaktadır.

Azot

Azotlu maddeler ilk aranması gereken kirlilik unsurları olmaktadır. Azot değişik oksidasyon seviyelerinde hemen her canlı hücrelerin yaşama ve üreme için gerekli bir besin maddesidir. Bu nedenle nutrient adıyla tanımlanan bu ve benzeri bazı elementlerin belli bir minimum değerin üzerinde olması gerekir.

Fosfor

Fosfor tayini çevre mühendisliği uygulamalarında gittikçe önem kazanmaktadır. Sularda fosfor, fosfat olarakbulunur. Evsel atıksular çoğunlukla fosfor bileşikleri açısından zengindirler. Sentetik deterjanların kullanımının artması ile ölçülen miktarlarda artış göstermiştir. Fosfor, mikroorganizmaların büyümesi için gerekli temel elementlerden birisi olup, su ortamında birincil üretkenliği kısıtlayıcı bir nutrienttir. Deşarj edilecek suda oksijen oranını düşürmemesi için kontrol edilmesi gereken önemli bir parametredir.

Türkiye'de Su Durumu

Dünya üzerinde yaşayan her 10 kişiden 3'ünün evinde güvenli içme ve kullanma suyuna erişimi yoktur. Türkiye'de ise bu durum daha kritik bir halde. Hanelerin %42,6'sı güvenilir içme ve kullanma suyuna ulaşamıyor. Türkiye İstatistik Kurumu'nun yayınladığı 2016 yılı içme suyu verilerine göre dağıtılan içme suyunun sadece %57,4'ü arıtılabiliyor. Yani evlerde kullanılan suyun %42,6'sı güvenli olmadığı görülüyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da, yayınladığı son çevre sorunları değerlendirme raporunda Türkiye'nin en önemli çevre sorununun su kirliliği olduğunu söylemiştir. Türkiye'nin tatlı su kaynakları açısından "su sıkıntısı çeken" ülkeler arasında yer aldığını belirten Türkiye Tabipler Birliği, mevcut su kaynaklarının korunmaması durumunda 2030 yılına varmadan Türkiye'nin "su fakiri ülke" kategorisine girme riski taşıdığını belirtmiştir. Türk Tabipleri Birliği aynı zamanda günümüzde atıksuların en az %80'inin arıtılmadan doğaya geri döndürüldüğünü ve bu atıksuların doğal su kaynakları için önemli bir kirlilik tehdidi oluşturduğuna dikkat çekmiştir.

Kaynakça

Karahan, AB., Gri Suyun Değerlendirilmesi, 2011

Samsunlu A., Atıksuların Arıtılması, Birsen Yayınları,2006

Aile ve Tüketici Hizmetleri, Su Kirleticilerin Etkisi , MEB, 2012

Türkiye Çevre Sorunları ve Öncelikleri Değerlendirme Raporu , ÇŞB, 2018